19 mayıs
Gündem

19 Mayıs Atatürk’ü anma, gençlik ve Spor Bayramı

Bugün 19 Mayıs 2019, bağımsızlık mücadelemizin fitilinin ateşlenmesinin 101. yılı. İç ve dış tüm tehlikelere rağmen bir asrı deviren bu kutlu mücadele,ülkemizin ilelebet payidar kalacağının en büyük göstergesidir.

19 Mayıs , tam adından da anlaşılacağı üzere esasında Atatürk’ü anma, kurtuluş mücadelesinin altında yatan sebepleri anlama günüdür. Bu günü iyi tahlil etmemiz gerekir. 19 Mayıs’tan sonra, Atatürk önderliğinde milletimizin nasıl bir destan yazdığı hepinizin malumudur. Ben ise sizlere bunun öncesini, 19 Mayıs ‘a giden yolu anlatacağım. Zira 19 Mayıs ‘ın önemini, ancak Atatürk’ün hamlelerini iyi değerlendirebildiğimizde anlarız.

Mustafa Kemal, Mondros Mütareke’sinin yapıldığı 1918 yılında’ Alman General Liman Sanders yerine Yıldırım Ordular Grubu’nun başına getirildi. Bu görev bağlamında kendisinin telgrafta ordunun Suriye’nin kuzeyine  çekilmesi durumunda savunma vaziyeti alınıp alınamayacağını soruyordu. Fakat bu neredeyse imkansızdı. Çünkü Yıldırım Ordular Grubu’nda bulunan 5. Ve 7. Ordular dağılmış, bitap düşmüşlerdi. Üstelik bu savunmayı Arap Topraklarında yapmaya çalışmak, hadiseyi daha da güçleştiriyordu. Bunun üzerine Mustafa Kemal, Türk Ordusunun Türk Topraklarında yenilmeyeceğini bildiği için, ordusunu Adana-İskenderun hattına çekme kararı aldı. Ordusunu Adana-İskenderun hattına çeken paşa emrindeki komutanlardan birine;

Osmanlı Devleti açısından Birinci Dünya Savaşı’nın son halkası olan bu müdafaadan sonra, Mustafa Kemal İstanbul’a çağrıldı. Bunun üzerine Paşa, milli mücadelenin nişanesi olan o emri subaylarından Yüzbaşı Fethi Okyar’a verdi: İngiliz Subaylarının Anadolu Topraklarına ayak basması halinde asla geri adım atılmayacak, Mustafa Kemal’in iradesi dahilinde Fethi Okyar’a bırakılan silahlar ne pahasına olursa olsun teslim edilmeyecek, Kilis’ten Adana’ya kadar oluşan milis kuvvetleri desteklenecekti. Bu emir, henüz 19 Mayıs’a 6 ay kala kafasında bağımsızlık kurguları yapan Mustafa Kemal’in, uzun vadedeki niyetini belli edecekti…

Mustafa Kemal 1918 senesinin sonuna doğru gelirken İstanbul’a varıyor. Dolmabahçe Sarayı’nın önünde işgal donanmalarını gören Mustafa Kemal yaveri Cevat Abbas’a : Geldikleri gibi giderler! İşte bu söz Mustafa Kemal’in, milli mücadele için ne kadar kararlı olduğunun, ileri görüşlülüğünün kanıtıdır. Şu an Şişli’de Atatürk Müzesi olan ve yaklaşık bir yıl yaşadığı evde, olası bir Anadolu’ya geçiş için derinlemesine planlar yapıyordu. Evine rütbelileri çağırıyor, toplantılar yaparak planlarını onlara anlatıyordu. Mustafa Kemal, İstanbul’da birçok mebus ve üst düzey subaylarla yaptığı istişareler sonucunda, milli mücadelenin İstanbul’dan değil, Anadolu’dan başlaması kararını aldı. Ne talihtir ki, tüm planları yaparken kendisinin bizzat İngilizler direktifiyle 9. Ordu Müfettişliğine atanıp Anadolu’ya tayin edileceğini bilmiyordu. Tarih dalgalı deniz gibidir; kimilerini yükseltir, kimilerini ise batırır. Bu görev ile birlikte mevkisi iyice yükselen Mustafa Kemal, 16 Mayıs 1919 günü Samsun’a doğru yola çıkacak ve nihayet planlarını icraata döküp bir milleti küllerinden doğuracaktı…

Sözlerime Atatürk`ün gençliğe hitabı ve akabinde gençliğin Ata`ya cevabı ile devam etmek istiyorum.

Ey Türk Gençliği!

Birinci vazifen, Türk istiklâlini, Türk Cumhuriyeti’ni, ilelebet muhafaza ve müdafaa etmektir.

Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegâne temeli budur. Bu temel senin en kıymetli hazinendir. İstikbalde dahi seni bu hazineden mahrum etmek isteyecek, dahili ve harici bedhahların olacaktır. Bir gün, istiklâl ve cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için, içinde bulunacağın vaziyetin imkân ve şeraitini düşünmeyeceksin! Bu imkân ve şerait, çok namüsait bir mahiyette tezahür edebilir. İstiklâl ve cumhuriyetine kasdedecek düşmanlar, bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler. Cebren ve hile ile aziz vatanın bütün kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir. Bütün bu şeraitten daha elim ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hatta hıyanet içinde bulunabilirler. Hatta bu iktidar sahipleri şahsi menfaatlerini, müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhit edebilirler. Millet, fakr-ü zaruret içinde harap ve bitap düşmüş olabilir.

Ey Türk istikbalinin evladı! İşte, bu ahval ve şerait içinde dahi vazifen, Türk İstiklâl ve Cumhuriyeti’ni kurtarmaktır! Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur!

Ey Büyük Ata

Varlığımızın en kutsal temeli olan, Türk İstiklâl ve Cumhuriyetinin sonsuz bekçisiyiz. Bu karar, değişmez irademizin ilk ve son anlatımıdır. İstikbâlde, hiçbir kuvvet bizi yolumuzdan döndürmeyecektir. Bizler, bütün hızımızı senden, ulusal tarihimizden ve ruhumuzdaki sönmez inanç ateşinden alıyoruz. Senin kurduğun güçlü temeller üzerinde attığımız her adım sağlam, yaptığımız her atılım bilinçlidir. En kıymetli emanetimiz olan, Türk İstiklâl ve Cumhuriyeti, varlığımızın esası olarak, eğilmez başların, bükülmez kolların, yenilmez Türk evlatlarının elinde sonsuza dek yaşayacak ve nesillerden nesillere devredilecektir. İstiklâl ve Cumhuriyetimize kastedecek düşmanlar, en modern silahlarla donanmış olarak, en kuvvetli ordularla üzerimize saldırsalar dahi, ulusal birliğimizi ve yenilmez Türk gücünün zerresini bile sarsamayacaktır. Çünkü, bu aziz vatanın toprakları üzerinde yetişen azimli ve inançlı Türk gençliği, dökülen temiz kanların ve Cumhuriyet devrimlerimizin aydın ürünleridir. Vatanın ve milletin selameti için her zorluğa iman dolu göğsümüzü germek, gerçek amacımız olacaktır.

Ey Türk’ün büyük Ata’sı !

İstiklâl ve Cumhuriyetimizi korumak gerektiği zaman, içinde bulunacağımız durumlar ve şartlar ne olursa olsun, kudret ve cesaretimizi damarlarımızdaki asil kandan alarak, bütün engelleri aşıp her güçlüğü yenmek azmindeyiz.

Türk gençliği olarak özgürlüğün, bağımsızlığın, egemenliğin, cumhuriyet ve devrimlerin yılmaz bekçileriyiz. Her zaman, her yerde ve her durumda Atatürk ilkelerinden ayrılmayacağımıza, çağdaş uygarlığa geçmek için bütün zorlukları yeneceğimize, namus ve şeref sözü verir, kendimizi büyük Türk ulusuna adarız.

Denizlerden Samsun’a, Samsun’dan Anadolu’ya, Anadolu’dan zihinlere uzanan bu kutlu özgürlük ve medeniyet davası için başta Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, canla başla çarpışan ve emeğini esirgemeyen tüm Türk Evlatlarını minnetle yad ediyorum.

Geleceğimiz geçmişimiz üzerinde şekillenecek, varlığımız daimi olacaktır!


Yazarımızın diğer yazılarına ulaşmak için tıklayınız.

Yazar Detayları
Yazarımız bilgilerini henüz girmemiştir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir