cesur yeni dünya
Keşfet,  Kitap

“Temizlenmenin Yolu Çamurda Yuvarlanmak Değildir.”

“Kronik vicdan azabı, tüm ahlakçıların hemfikir olduğu gibi, hiç de istenmeyen bir duygudur. Eğer kötü bir davranışta bulunduysanız pişmanlık duyun, elinizden geldiği kadar durumu düzeltin ve bir dahaki sefere daha iyi davranmaya bakın. Ne sebeple olursa olsun hatanızın üzerinde kara kara düşünmeyin. Temizlenmenin yolu çamurda yuvarlanmak değildir.”

Aldous HUXLEY, Cesur Yeni Dünya, 1932

               Fiziksel olarak kitaptaki sınıflar arasında bize en çok benzeyenlerin tiranlığındaki bir distopyada geçer Cesur Yeni Dünya. “Piyasaya sürülecek” insanlar önceden tasarlanmış, gelecekteki mesleklerine şimdiden karar verilmiş ve seri üretim bandının üzerinde günümüzde anne karnında yaşadığımız süreci yaşamaya başlamışlardır. Dünya mutlak bir şekilde modern ve ilkel olarak ikiye ayrılmış ve modern sınıf mutlak bir hiyerarşi içindedir. İnsanlar önceden belirlenmiş işleriyle uğraşmakta, onlara seri üretim bandının üzerinde bir şırıngayla bahşedilmiş beyinlerini ise çeşit çeşit maddelerle ve et parçası olarak gördükleri karşı cinsiyetteki bireylerle bulandırmaktadırlar.

               İşleyiş, yaşam şartları gibi toplumlarda görülen sosyal kriterlerinin yanında yazarın günümüz ve gelecek hakkında yaptığı dehşet verici seviyede tutarlı tahminler -en azından benim gözümde- Cesur Yeni Dünya’yı bir deha göstergesi haline getirmektedir. Ancak insanın zekâsıyla oraya çıkardığı her şeyi ikinci bir sorgulama aşamasından geçiren vicdan Aldous Huxley’nin de peşini bırakmamış olacak ki, yazar bu eşsiz romanının önsözüne yazının başında alıntıladığım paragrafı eklemiştir.

Vicdan Nedir ?

               Hepimiz, eyleme geçirdiğimiz veya geçirmeye teşebbüs ettiğimiz tüm davranışları kendi ahlaki değerlerimiz doğrultusunda kontrol ederiz. Ahlaki değerlerimiz uzun zamanda ve farklı müdahalelerle değişse de bahsedilen bu kontrol mekanizması birçok durumdan etkilenerek ortaya normalde kişinin bu mekanizmayı geçemeyecek davranışları ortaya koymasına sebep olabilir. Vicdan olarak adlandırdığımız bu mekanizma çoğunlukla ortaya koyulması planlanan davranışların sonucunu önceden düşünüp olumlu veya olumsuz olarak değerlendirebilir ancak değerlendirilememesi veya yanlış değerlendirilmesi ve ortaya konulan eylemin olumsuz sonuçlar doğurması durumunda ortaya Huxley’nin de bahsettiği durum ortaya çıkar: vicdan azabı.

               Aynı örnekten devam edecek olursak, yazara bu hissi karakterlerden birine yaşattığı sert ve yıkıcı bir ayrım yaşatmıştır. “Ya başka bir ortamda dünyaya gelseydi ?” diyebileceğimiz bir karaktere hayatının geri kalanını nasıl yaşayacağını kısa ve çalkantılı bir süreçte seçtirmek yazara bu hissi yaşatmış olsa gerek. Bu şekilde düşünmek az önce yaptığımız vicdan tanımına gayet uymaktadır ancak göz önünde bulundurmadığımız bir durum daha var: zaman.

modern günce

Beğenilir mi ?

Sanatla uğraşan ve bu yolda ortaya eserler çıkaran kişiler mutlaka en az bir kez şu ikilemi yaşamışlardır: Bu haliyle dünyaya sunmaya değer mi, değmez mi ? İlk kez ilham geldiğinde rüya gibi hissettiren ve ortaya çıktığında herkesin beğenisini toplayacağını düşündüğünüz bir eser, yapım aşamalarında ortaya çıkan sorunlarla artık gözünüze o kadar da güzel gelmeyebilir. Düşündüğünü somut bir bedene aynen büründürebilmek son derece zordur fakat düşüncemizle ortaya çıkan ürün arasındaki en ufak fark bize eserin kişilere sunulmaya değer olmadığını gösterebilir. Bahsi geçen konu aynı vicdan tanımımızda değindiğimiz kontrol mekanizmasına benzemektedir ancak vicdanın getirdikleri kendilerini daha sonra gösterecektir.

               Vicdanın çevredeki etkilerle değerlendirmesinin etkilenebileceğine değinmiştik. Bu etkilerden belki de en belirgin olanı zamandır. Gençliğimizde masum gördüğümüz bir eylemi gelecekte yapmaktan çekinebiliriz. Bu eylemi gerçekleştirdiğimizde ise sonuçları yaşadığımız döneme ve yaşımıza göre farklılık gösterebilir. Bu doğrultuda birçok sanatçının gençliğinde kendisinden emin bir şekilde beğeniye sunduğu bir esere yıllar sonra geri döndüğünde yaptıklarını beğenmemesi hatta ortaya koyduğu eserden suçluluk ve pişmanlık duyması da mümkündür. Belki de gençliğinde bahsi geçen karakteri birbirine tamamen zıt olan, sert bir seçime sürükleyen iki durum arasında bırakmak Huxley’ye mantıklı gelmişti. Onun bu şekilde yoğurulacağına ve hayata hazır hale geleceğine inanıyordu belki de. Sonrasına önsözde sayfalarca bahsettiği vicdan azabı ve alternatif çözüm yolu, Huxley’nin karaktere daha yumuşak davranması gerektiğini düşündüğünün ve kitabın mevcut halinde kendisine çok sert davrandığının bir kanıtı niteliğindedir.

               Her insanın okuması gerektiğini düşündüğüm bu kitap, anlattığı dünyayı size çok acımasız ve iç karartıcı gösterebilir. Cesur Yeni Dünya bir distopya olmasının yanında insanı rahatsız edebilecek bazı gerçekleri tereddüt etmeden anlatıyor olması, isminin hakkını verecek derecede cesur yapmaktadır bu eseri. Yazımı bitirirken kitabı okuyacak herkese, bitirdiklerinde dönüp önsözü tekrar okumalarını tavsiye ediyorum. Yazarın bu kısımda anlatmak istediklerini karakterleri ve dünyayı tanıyarak okuduğunuzda çok daha fazlasını anladığınızı fark edeceksiniz.


Yazarımızın diğer yazılarını incelemek için tıklayınız.

Yazar Detayları

20 yaşındayım ve mühendislik öğrencisiyim. Alanımın dışında müzik, tarih ve motor sporlarıyla yakından ilgileniyorum.

2 Yorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir